Umudu üzmenize izin vermeyen kartlar

62
Umudu üzmenize izin vermeyen kartlar

Umudu üzmenize izin vermeyen kartlar

~Röportaj~

Güneş’in gücü zayıfladıkça Dünya daha hızlı dönüyor… Şaşırdınız değil mi? Dünyamızın dönüşü de yavaşlıyor aslında da teknoloji geliştiği için biz birçok şeyi yapabiliyor, görebiliyor, anlayıp öğrenebiliyoruz. O zaman da işte, koşuşturma içinde kendimizi kaybediyoruz. Ayaküstü yemek yiyor, şıpınişi ilişki kuruyor, maymun iştahlı oluyoruz ister istemez. Kızmayacağınızı bilsem ayakta uyuyoruz bile diyeceğim hatta…

Farklı olanlar da var…

Hayata sinemayla başlayan, televizyonculuk, gazetecilik, dernekçilik yapan Korkut Akın, bu hızlı yaşamı bir noktada durdurmayı başarmış. Yok, yanlış oldu, kim durdurabilir ki bu hızı? O da durduramasa da hızını kesmeye soyunmuş. Her yıl kart hazırlıyor, yılın kendince gündemini içeren, kendi çektiği fotoğraflar ve kendi tasarımıyla… Bazı yıllarda neredeyse bir yıla yakın sürdüğü oluyormuş bir kartın hazırlanması… Bazı yıllardaysa son aya kalıyormuş, çünkü gündem bir türlü geleceğe de kalacak tema bulmasına izin vermiyormuş.

İlla elden dağıtıyor

Akın’ın, 1983 yılından başlayarak her yıl hazırladığı kartları asla postayla gitmiyor, muhakkak elden dağıtılıyor. Korkut Akın kendisi dağıtıyor hem de… “Şehir dışından, yurt dışından da isteyen oluyor, onları birileriyle elden yolluyorum sadece” diyor. Bu yıl Kadın Dayanışma Platformu toplu istemiş, hapishanelerde (“cezaevi” sözcüğünü kullanmıyor, çünkü özellikle barış isteyen, savaşa karşı çıkan, KHK ile işlerinden atılanların suç işlemediğine inandığı için) tutuklu ve hükümlülere gönderilmek üzere… Severek verdiğini söylerken gözleri ışıldıyor…

İlki sevgiliye…

78 kuşağından Korkut Akın’ın, çok zorlu geçmiş öğrenciliği… “Her gün birkaç kişi öldürülüyordu… Okula bile gitmek için grup oluşturmak, polis desteğiyle gitmek gerekiyordu… Öğrenciliğin keyfini yaşayamadık, zaten üniversite dediğiniz de liseden biraz halliceydi, o kadar” diyor. Bir kız arkadaşı olmamış, bir sevgiliye zaman ayıramamış. “Her sabah, bugün devrim olacak” diye başlamış hayata. Okul bitip de kamera arkasına geçtiğinde, gönlünü düşürdüğü arkadaşına bir armağan göndermek, beraberinde de “ilanı aşk” etmek için… “Bir yandan iş güç, bir yandan yılların getirdiği utangaçlık, bir yandan da sevgi ihtiyacı ile yükte hafif pahalı olmayan ama manevi olarak çok değerli bir armağan olsun diye kart yaptım… Bilirsiniz, bir fotoğrafın negatifi önemlidir ve çok değerlidir. Ben de kartın filmini gönderdim arkadaşıma… Öyle başladı bu yolculuk…”

Umut ki en çok yakışandır bize…

Karşılıksız kalmış “kart hazırladığı” aşkı… Ama çok sevmiş kart hazırlamayı ve her yıl hazırlamaya başlamış. Önceleri sadece yakın çevresine dağıtırken, tanınıp bilinmeye başlayınca sayıca çoğalmış. Şimdi bilgisayar destekli matbaa çıkışlı hazırlıyor, çünkü bin adet bastırıyor.

İlginç kartlarını soruyorum merakla… “İkiz kuleleri hatırlıyor musun” diye soruyla karşılık veriyor… O kulelere uçak çarpıp da yıkıldıklarında “Barış” yazılı bir kart hazırladım. Verirken de bir ucunu yakıp, “sizin için savaşan dünyanın yangınından bunu kurtardım” diyordum. Evlendikten sonra, oğlum CanayAkın oldu… o zaman da aynalı kart yaptım, yazıları ters… Aynadan okusunlar, farklılık olsun diye. İstanbul Aydın Üniversitesinde sinema dersleri veriyordum… Bakmak ile görmek arasındaki farklılığı anlatırken aklıma düştü, yan tuttuğunuz zaman (zaviyeden bakışla) okunan bir kart hazırladım. Gezi Direnişinde, özgürlük rüzgarını hissedip rüzgârgülü hazırlamıştım. Kazı kazanlı kart da yaptım, bereketi ve mutluluğu simgeleyen pirinç ve şekerli kart da… Çimen yapıştırdığım da vardı, görmüş müydün?”

Korkut korkar mı?

“Yok korkmam” diye kesiyor sözümü… “Bu yıl niye kabartma harfle, yani gofre yazdığımı soruyorsan… O bir hoşluktu… ilginç olmazsa ne anlamı kalır ki…” Kartı hazırlamış, hatta dağıtmaya bile başlamış, Müjdat Gezen ile Metin Akpınar hakkında soruşturma açılınca bir kez daha anlamlandığını söylüyor… Evet, bir kez daha bakıyorum, güzel bir gelincik, ama çimenlerin arasına ‘gizlenmiş’ “ifade özgürdür” yazısı. İnsan bir kez gördü mü, bir daha asla kaçırmıyor. Benim ilgi ve heyecanla baktığımı görünce, “Biliyorsun değil mi, çok narin bir çiçektir gelincik. Koparılmaya gelmez, hemen döker yaprağını. Ama dağ yellerine karşı boyun eğmez, direnir” diyor. Demek ki ikili anlam yüklü bu kez… seçimi de düşünmüştür, bana kalırsa.

Son bir sorum olacak, diyorum… İnsanlar nasıl alacaklar bu kartı, biliyorum ki ücretsiz dağıtıyorsun. Gülüyor, göz kırpıyor, “ya yollarını yoluma düşürecekler ya da yolum yollarına düşecek.”


Aynı zamanda sitemiz yazarlarından olan değerli dostumuz, şair, yazar, sinemacı, eleştirmen, fotoğraf sanatçısı Korkut Akın’ından derlediğimiz kartpostal galerisi aşağıda…

Önceki İçerikUluslararası Öğrenciler Eser Yarışması
Sonraki İçerikMimar Sinan Müzesi ve Mimarlık Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması

Cevapla

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz