Aladağlar’da Bir Mekân

101
Aladağlar’da Bir Mekân

Fotoğraf sanatçısı, dağcı, gezi yazarı ve arkeolog Haldun Aydıngün’den heyecan verici bir video daha…

(Sosyal medya adresinde de yayınlanmıştı)

Aladağlar’da Bir Mekân

Eğer Alpin edebiyata merakınız varsa ilk aklınızda kalan ayrıntılardan birisi de, dağlarda kurulmuş dağ evleri ve onları koruyan, dilimize “bekçi” diye çevirebileceğimiz görevlilerdir. 1978 yılında ilk dağ tırmanışıma Erciyes’te gittiğimde bir dağ evinde kalmıştım ve “bekçisi” de gerçekten bekçi üniforması ile dolaşan, adını kimselerin bilmediği ama herkesin “Babayiğit” diye çağırdığı görevliydi. Bu geziden çok keyif almıştım, hala pek çok ayrıntısı aklımda ama o dağ evinin kitaplardaki dağ evleri ve “bekçileri” ile uzak, yakın hiçbir ilgisi yoktu.

Yıllar sonra Fransız ve İtalyan Alplerinde bazı dağ evlerine gittiğimde, şaşıracaksınız ama gene kitaplardaki dağ evlerini pek bulamadım. Bunlar “başka bir şeydi” benim hayal ettiklerim değildi.

Sözünü ettiğim ve hayalimde oluşan havayla, gene ilginç bir şekilde, ilk kez Antalya Geyikbayırı’nda, Jo-Si-To Camping’de karşılaştım. Coğrafi ortamın Alpin dağ evlerine uzaklığı Erciyes’tekinden bile fersah fersah uzakta olmasına karşın, kamp içinde, havada asılı gibi duran, herkesin nefes alırken içine çektiği bir dağcılık / tırmanış kokusu (ruhu) vardı. Bundan çok etkilenmiştim. Ancak Jo-Si-To Camping’in çok kötü bir özelliği vardı; spor tırmanışta bayağı iyi olmanız gerekiyordu, başkalarına hayat hakkı tanınmıyordu.

İşte orada gördüğüm dağcılık / tırmanış ruhunun çok benzerine geçen hafta (Haziran başı) yaptığım gezide Aladağlar’ın Çukurbağ köyünde rastladım. Sevgili Recep ve Zeynep İnce çiftinin 18 yıllık bir çalışma sonucunda ortaya çıkardıkları Aladağlar Camping’te havada asılı gibi duran ve ciğerlerime çektiğim tırmanış kokusu mevcuttu… (“Yok, yanılıyorsun” demeyin, çünkü tamamen sübjektif; kendi, ne hissettiğimi anlatıyorum).

Buranın Jo-Si-To Camping’den çok önemli bir farkı, bir avantajı vardı; Spor Tırmanışçı değilseniz, dağcı, alpinist, tur kayakçısı, (Eğer Recep açarsa uzun, kolay, çok ipli, boltlu rota tırmanışçısı), yürüyüşçü hatta bisikletçi bile olabilirdiniz. Burada her türlü dağ-doğa sporcusuna yer vardı. Türkiye’nin en güzel zirvelerine akşam kadeh kaldırırken, ertesi günkü tırmanışı planlamak mümkündü (Biz öyle yaptık).

Videoda her ikisi de çok iyi tırmanıcı olan Recep ve Zeynep ile yaptığım kısa bir sohbeti ve bölgenin yeni gelişen dünya çapındaki kaya bahçesi Kazıklı Ali Vadisi’nin hikayesini bulacaksınız. Meraklılarına duyurulur.

Önceki İçerikEmpatiye Dönüş: Birden fazlası için tasarım
Sonraki İçerikAnkara Film Festivali Finalistleri Belli Oldu

Cevapla

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz